SAMSUN ATASAM HASTANESİ
+905302824477
drmuratakbaba@gmail.com

Safra Taşı

Sağlıkla...

Safra Taşı

SAFRA KESESİ TAŞI (KOLELİTİAZİS)
Avrupa ülkeleri, Amerika ve ülkemizde safra taşı oranı çok sıktır (%4). Hastanelerin Genel Cerrahi kliniklerinde en sık yapılan ameliyat türlerinden biri safra taşları ve meydana getirdikleri komplikasyonlarla ilgili ameliyatlardır. Safra taşı en fazla kadınlarda, çok doğurmuşlarda, açık tenli olanlarda ve yaşı ilerleyen kişilerde daha sık görülür.

Safra kesesi genellikle ince duvarlı olan, karaciğerin alt yüzünde yerleşmiş yaklaşık 30–50 ml hacminde bir oluşumdur. Kanalı aracılığı ile safra yollarına açılır. Kısaca görevi karaciğerden sürekli halde salgılanan safranın depolanması, konsantre edilmesi ve özellikle yağlı gıdalar alınması durumunda sindirim için gerekli olan safranın barsaklara boşaltılmasıdır.

Safra taşları safranın yapısında bulunan kolesterol, lesitin ve safra tuzları oranlarının dengesinin bozulması sonucu oluşur. Taş oluşumu için ayrıca bir taş çekirdeğinin olması gerekir. Bu safra kesesi içerisinde bakteri, safra pigmentleri, müküs, hücre kalıntısı, parazit yumurtaları olabilir.

Safra taşlarının varlığında; safra kesesi kanalının tıkanması ile safra kesesinin hidropsu (aşırı gerilmesi) veya apsesi, safra kesesinin delinmesi sonucu kese etrafında apse ve safraya bağlı yaygın karın içi enfeksiyonu (peritonit); safra taşlarının ana safra yoluna düşmesi ile sarılık, safra yolu iltihabı (kolanjit), karaciğer apsesi, pankreas bezi iltihabı (pankreatit) gelişebilir. Bunların dışında safra kesesi ile barsak arasında anormal yollar (biliyer-enterik fistüller) ve safra kesesi karsinomu gelişebilir.

Safra kesesi ağrısının birçok hastada önce üst karın ağrıları ile başlar, ağrı safra kesesi lokalizasyonuna göre sağ üst kadranda veya mide üzerinde ya da her iki yerde de olur ve bele, sağ kürek kemiği alt ucuna yayılabilir. İltihabi olay diafragmayı ilgilendirdiği zaman sağ omuz ağrısı ortaya çıkar. Ateş ve nabız yüksekliği tipik olarak bulunur. Hastaların %10 kadarında sarılık görülür. Kolelitiazis hastalarının önemli bir kısmı da belirti vermez.

Tanıya yardımcı en önemli yöntem ultrasonografidir ve güvenilirliği %90’dır. İltihabi durumlarda laboratuar testlerinden beyaz küre düzeyi, karaciğer fonksiyon testleri tanıya yardımcı olabilir.

Safra taşlarının tedavisinde taşların ilaçlar yardımı ile eritilmesi veya şok dalgaları ve litotripsi ile tedavisi denenmiştir. Fakat bu yöntemler safra yollarına parçalanmış olan taşların düşmesi sonucu sarılık yapmaları, tekrarlayan safra taşları oluşumları ve uzun süreli ilaç kullanımı sonucu oluşabilecek yan etkilerin bilinmemesi nedeniyle kabul görmemişlerdir.

Safra kesesi taşı ameliyatı ile safra kesesi taşlarla birlikte alınır. İki yöntemle yapılan Kolesistektomi’nin birinci yöntemi açık kolesistektomi, ikincisi ve günümüzde en sık kullanılan yöntemi ise Laparoskopik Kolesistektomidir. İkinci yönetim en önemli avantajları ameliyat sonrasında ağrının minimal olması, hastaların daha erken beslenmeye başlamaları, ameliyat günü veya bir gün sonra taburcu olabilmeleri ve erken evrede işlerine dönebilmeleri oluyor.

Birçok araştırmacı safra kesesinde taşı olup da şikayeti olmayan (asemptomatik) hastaların tedaviye ihtiyaçları olmadığını kabul ederler. Ancak belirtiler ve komplikasyonlar, ileri yaşlarda özellikle kalp-damar ve solunum sisteminde bozukluklar olduğu zaman ortaya çıkarsa cerrahi tedavilerinde morbidite (hasar görme) ve mortalite (ölüm) oranları yükselir. Bu yönden belki de belli bir yaştan önce bu kimselere kolesistektomi uygulamak daha doğru bir davranış olur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: